Gönderen: habermerkezi | Temmuz 11, 2008

Abdüllatif Şener: Özelleştirme Hangi Yönteme Göre Yapılmalı?

http://www.yeniolusumhareketi.com/resim_kucultb.asp?yol=1072008124909.JPGAbdüllatif Şener, Tokat Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Sarıtaşlı, Sivas TSO Yönetim Kurulu Başkanı Osman Yıldırım, oda üyeleri ve vatandaşlar tarafından Tokat-Turhal karayolu havaalanı mevkiinde karşılandı.

Buradan konvoyla kente hareket eden Şener, ilk olarak Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zehra Seyfikli’yi ziyaret etti.

Daha sonra Tokat Tekel Sigara Fabrikası işçilerinin, işyerlerinin özelleştirilmesine tepki amacıyla fabrika önünde kurdukları çadırı ziyaret eden Şener, buradaki deftere düşüncelerini yazdı.

Çadır önünde işçilere hitap eden Şener, siyaset yapan insanların ülke sorunlarına talip olduğunu belirterek, “Siyaset, bu ülkede yaşayan her vatandaşın talebine açıktır. Hoşlandığı ortamlara giren, hoşlanmadığı ortamlardan uzak durmaya çalışan bir siyaset anlayışının yanlış olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

Bu nedenle işçilerin duyarlılığını göstermek, kimi isteklerini iletmek üzere açtıkları çadıra yolu Tokat’a düşen her siyasinin uğraması gerektiğini düşündüğünü dile getiren Şener, “Çünkü siyaset, kaçma yeri değildir, sorunların içine cesaretle girme yeridir. Biz de şu anda siyasetin dışında olduğumuzu düşünmüyoruz. Zaten bu nedenle burada sizlerle beraberiz” dedi.

Ekonominin rasyonelleşmesi açısından özelleştirmenin gerekli olduğunu kabul ettiklerini belirten Şener, şöyle konuştu:

“Ama her şey özelleştirilmeli mi? Özelleştirme hangi yönteme göre yapılmalı? Hangi önkoşullara göre programlanmalı? Bu tamamıyla ayrı, farklı bir teknik sorun olduğu gibi ülkeden ülkeye de farklı farklı uygulanabilir. En gelişmiş bir ülkeye gittiğinizde bile kamu mülkiyetiyle ilgili bazı sınırlamalara her zaman rastlarsınız. Hatta geçen yıl bildiğiniz gibi Amerika’daki bir petrol kuruluşu Çinliler tarafından satın alınmaya kalkışıldığı için Çin firması 18.5 milyar dolar teklif verdi. Ama ABD Kongresi ayağa kalktı ve engelledi.”


Yanıt

  1. UĞRUNA HER BEDELİN ÖDENECEĞİ SÖYLENEN AÇILIM:

    Çeyrek yüzyıldır vatan topraklarına saldıran, kanlı pusularla kınalı kuzularımızı şehit eden, ülkemizi bölüp parçalamak için elinden gelen her menfur fiili fütursuzca sergileyen ve beşikteki bebekleri bile kalp kapakçığından vuran terör örgütünün tüm hunharlıklarına karşı, bedeli vatan coğrafyası olduğu için, on binlerce insanımız bedenlerini tereddütsüzce feda etmişlerdir. Çünkü insanımız; binlerce yıllık bir tarihi terbiye ve mukaddes geleneklerin uğruna, her bedeli ödemeye ezelden beri hazırlıklı olan bir milletin mirasçılarıdır.

    Çok yakın bir geçmişte Sayın Başbakan R.Tayyip ERDOĞAN; “Açılımı mutlaka yapacağız. Her bedeli ödemeye hazırız!” demiştir. Sayın Başbakan Eylül/2009 da, New York’ta Princeton Üniversitesi’nde konuşmuştur. Buradaki konuşmasında, “Demokratik açılımla ilgili sorun alanlarını biliyoruz. Hazmede hazmede, hazmettire hazmettire bu süreci devam ettirmemiz lazımdır” demiştir.

    Sayın Başbakan’ın bu fikri mülahazaları, Anadolu insanının zoruna ve gücüne gitmiştir. Bu millet siyasi iradesinin temsil amfisinde O’nu büyük bir teveccüh ile Başbakan tayin etmiştir. Ancak bu millet; Boynunu hoyratça tutturarak, kendi ümüğünü azarlanmayla sıktırarak, ağzını zorla açtırarak, midesinin almayacağı hazımsızlık konusu habis ilaçları yutmak için, hazır kıta karşısında kıyama durmuş aciz ve gafil halk yığınları değildir. Ve yine bu millet; kaderi ılık suda haşlanmayı bekleyen kurbağalar misali akıl özürlü, balık hafızalı ve de ferasetten beri, bir halk yığını ise, asla değildir. Aksine bu millet kendisinin hesap edemediği kadar zekidir.

    Evet; eğer mevzuubahis vatan ise, bu millet her bedeli severek ödeyecektir. Ancak muteberliği vatan hükmüne çıkartılan ve uğruna aynı fedakârlıkların göze alınacağı yüksek perdeden ilan edilen, bedeli her ne olursa olsun tereddütsüzce ödeneceğine dair yeminler edilen bu mübarek açılımın anlamını, birisinin beri gelerek, açık ve çok net bir şekilde bu millete anlatması gerekmektedir.

    Öyle ya; dünyanın her ülkesinde açılım üzerine söyleşiler ve konferanslar veren Sayın Başbakan, kendi ülkesindeki insanlarımıza bu güne kadar bu mübarek açılımı bir türlü anlatmamıştır. T.B.M Meclisi’nde bir kapalı oturum olması halinde açılımı konuşabileceklerini söylemiştir. Yine, Ana Muhalefet Partisi Lideri ile basına kapalı ve kamerasız bir buluşma olması halinde, görüşme yapabileceğini söylemiştir. Ancak bu güne kadar bu mübarek açılımın tafsilatlarına ilişkin bir açıklama bir türlü yapılmamıştır.

    Milletimizden; ne olduğu açıklanmayan bu açılımın arkasında durması ve körü körüne,” bu işte bir hikmet vardır, Sayın Başbakan’ın bir bildiği vardır.” boş vermişliği ile bu hayati meselede hassasiyetsiz olması beklenilmemelidir. Anadolu insanı üç aydan beri bir türlü açılmayan bu kutunun içeriğini bu saatten sonra öğrenmeden bu işin peşini bırakmayacaktır. Ve yine bu milletin mahşeri vicdanı, sözde üniformalarıyla Bölücü Başı’nın barış elçileri olduklarını ve pişman olmadıklarını söyleyenlere kucak açanları, Habur sınır kapısına mobil adliye sarayları inşa ettirenleri, seyyar mahkeme kurarak PKK’lı teröristleri salıverenleri, salıverilme işlemleri gecikmesin diye bu milletin hâkim ve savcılarını teröristlerin ayaklarına gönderenleri hiçbir zaman unutmayacaktır.

    Vicdan yaralayan bu gelişmelerden rahatsızlık duyan bu milletin tepkisinin ardından kendisine vazife çıkartan Sayın Başbakan, ”Güven bunalımı doğdu. Avrupa’dan gelecek PKK’lı grubun gelişi ertelenmiştir.” demiştir. Bu ülkeyi yönetenlerin, en az bu ülkenin insanları kadar milli konularda duyarlı olmaları ve milletin müşterek frekanslarının farkında olmaları gerekmektedir. Aksi takdirde millet ile rabıtası olmayan açılımlar, millet tarafından makbul ve mübarek sayılmayacaktır ve yaklaşan seçimlerde bedeli en ağır şekilde ödettirilecektir.

  2. VAR MISINIZ?

    Yıldırım hızıyla ruh kimyalarımızı bozarak siyasal gündemimize açılım virüsünü yapıştıran milli birlik düşmanı huzur hackerlerini tanımadan ve gündeme oturmuş açılım ifritini tarif etmeden, kutladığımız Cumhuriyeti sonsuza kadar bu coğrafyada hâkim kılmamız çok mümkün gözükmemektedir. Takdim satırlarında “Tarihi fırsat” olarak nitelenen ve sonrasında ıslak baklanın filiz vererek “Kürt açılımı” şekline dönüştürüldüğü bu yapışkan olgu şimdilerde, “Demokratik açılım” lafzına terfi etmiştir. Bukalemun sihri ile akşamdan sabaha değişerek surat şaklabanına dönen bu teranenin gürültüsü bir türlü kesilmedi ülkemde.

    Aydın sınıf diye sıfatlarına çakma paye verilmiş, beyinleri yüklenilen kontörlerin hızıyla orantılı olarak çalışan ve çeneleriyle durmadan açılım nutukları atan, bir kısım karanlık zihinli demokrasi borazanları, cumhuriyetimizi sıkıntılı bir sürece sokmuşlardır. Ortak meziyetleri milli hassasiyetsizlik olan bu kızarmaz yüzler, ceplerine doldurulmuş dolarların sıcaklığından başka hiçbir sıcaklığı tanımayacaklardır ve alev olup yanmakta olan yüreklerle ve kırılmış millet onuruyla hiçbir zaman bir alaka kurmayacaklardır.

    Açılım isteyen vefadan mahrum milli his yoksunlarının neredeyse tamamı, aklını şoven hırslarına çoban tutmuş zavallı emperyalist tutmalardır ki; bu güne kadar hiçbir şekilde terörü lanetleyerek şehitlerimize ve milletimize arka çıkmamışlardır. Birlik ve barış düşmanları, akan kanın sıcaklığından gurur duyarak zafer edalarıyla sınır boylarındaki zafer sarhoşluklarını İstanbul sokaklarına taşımak iştahına kapılmışlardı ki, her nasılsa iştahlarına gem vurulabilmiştir.

    Yüce devletimizin en yüce olması gereken muhterem idarecileri! Çok kıymetli hükümet yöneticileri! Sizlere milletimizin nihayetsiz şükranları vardır. Çünkü sizler, milletimizin önündeki tüm engelleri kaldırarak bir demokratik açılım yapmak niyetindesiniz aslında(!) Bizler, sizleri yanlış anladık. Biz sizlerin yalnızca bir Kürt açılımı ile ilgileniyor olduğunuz yanılgısını düştük. Oysa sizler tüm toplum için olmazsa olmaz açılımların derin dertlerini yaşamaktasınız. Bizler, sizlere takındığımız tavırlardan nedamet duyacağız. Ancak sizler de şimdi şu sıralanan haklı taleplerimize kulak vererek milletimizin yokluğundan muzdarip olduğu gerçek demokrasi açılımlarını yüreğinizi ortaya koyarak yapabilecek misiniz?

    Var mısınız?

    *Partiler kanununu değiştirerek demokrasi tarihimizin kocaman bir ayıbı olan lider sultasına son verme açılımına var mısınız?

    *Seçim kanununu değiştirerek, yüksek barajları kaldırarak, tercih sistemini getirerek, belirlediğiniz sığ seçenekleri millete dayatmadan, küçük azınlıkların büyük çoğunluklar üzerine tahakküm kurma imkânını sonlandıracak adil bir açılıma var mısınız?

    *Dokunulmazlıkları kaldırarak; hırsızlıktan, sahtecilikten ve yüz kızartıcı suçlardan dolayı TBMM’de bekleyen dosyaların işleme girmesini ve toplum vicdanının aklanmasına imkân sağlayacak dokunulmazlık açılımına var mısınız?

    *Kamu çalışanlarının serbestçe siyasete dâhil olmalarının önündeki engelleri kaldırarak, resmi iradenin de direkt olarak temsiline olanak veren bir açılıma var mısınız?

    *Doğuda toprak reformu yaparak feodal yapıya son vermeye, seçilmiş Milletvekillerinin birer aşiret temsilcisi olmasından kaynaklanan hovardalıkla, halkı sindiren güçlerine son verme açılımına var mısınız?

    Şimdi sizler samimiyseniz milletin asla menfaatine olmayan, ancak emperyalistlerin öğütleri olan kardeşliğin nifak fitillerine ateş olmazsınız ve milletimizin gerçek taleplerine tercüman olarak beklenen açılımları yaparsınız. Hodri meydan! Haydi, gerçek talepleri sahiplenin ve gerçek açılımı yapın. Yapmazsanız biliniz ki; bu millet feraset sahibidir. Milletimizin sıcak nefesi ensenizden eksilmeyecektir ve hatta yaklaşan seçimlerde kızgın nefesleriyle milletimiz, enselerinizde boza pişirecektir.


Cevap bırak

Sizin cevabınız:

Kategoriler