Gönderen: habermerkezi | Ekim 20, 2008

Çiğdem Toker’in “Abdüllatif ŞENER – Adım da Benimle Beraber Büyüdü” İsimli Kitabi Çok Satanlar Arasında

Hürriyet gazetesi muhabiri Çiğdem Toker’in kaleme aldığı Abdüllatif ŞENER – Adım da Benimle Beraber Büyüdü isimli kitap hakkında, Milliyet Gazetesi yazarı Hasan PULUR’un iki köşe yazısı..

 

 Abdüllatif Şener’in doktora tezi… 

Uzaktan bakıldığında herkes birbiriyle kavgalı; sağcı solcuyla, laik şeriatçıyla, patron işçiyle, memur devletle, futbolcu hakemle, hakem seyirciyle…
Peki, herkes bu kadar kavgalı da, kör topal, iyi kötü, bu işler nasıl yürüyor?
Sağduyuyla!
Eğer, sağduyu olmazsa, yukarıda sıraladıklarımız birbirlerini yerler, kan gövdeyi götürür.
Bütün sorun asgari müşterekte anlaşmakta…
*   *   *
ABDÜLLATİF Şener’i bilirsiniz, Erbakan’ın Maliye Bakanı, AKP’nin kurucularından, şimdi ayrıldı, siyasetçilik dışında bir şapkası daha var: Bilim adamı, üniversitede öğretim üyesi, doçent…
Şimdi size onun “doktora” macerasını özetleyeceğiz. (x)
*   *   *
ŞENER, üniversitede öğretim görevlisiyken, “doktora” tezini hazırlamaya karar verir, doçent Oğuz Oyan’a gider; “Tez çalışmamı sizinle birlikte yapmak istiyorum” der. Oyan kabul eder, birlikte tez konusunu seçerler:
“Osmanlı’dan bugüne kadar vergi sisteminin oluşumu.”
Arkadaşları “Yahu sen ne yaptın?” diye Abdüllatif Şener’i uyarırlar:
“Hem zor adamdır, hem de solcudur, uyuşamazsınız!”
Abdüllatif Şener kalkar gider, karşılıklı konuşurlarken, “Ben solcu değilim!” der.
Oğuz Oyan başını sallar:
“Biliyorum!”
“Benim bazı İslami bakış açılarım vardır.”
“Fark etmez, ben Fransa’dayken Marksist partide de Hıristiyan demokratlar vardı. Sen çalışmana bak, iyi yaparsan problem olmaz.”
*   *   *
DOKTORA çalışması başlar, sürer. Sıra tezin yazılışına gelmiştir. Abdüllatif Şener’de tezi daktiloya çektirecek para yoktur. Belki dünyada ilk kez bir doktora tezi elle yazılır. Oğuz Oyan bunu da kabul eder, ama Fransa’ya gidecektir, dönünce değerlendireceğini söyler.
Abdüllatif Şener, “Bu altı ay sürer, benim dayanacak halim yok!” diye itiraz eder.
Sonunda anlaşırlar, Şener, Hoca’nın yazılı sınav kâğıtlarını okuyacak, Hoca da onun doktora tezini…
*   *   *
BİR pazar günü Oğuz Oyan’ın evinde buluşurlar, Şener yazılı kâğıtlarını okur, Hoca da doktora tezini… Şener, o gün Hoca’nın eşinin misafirperverliğini ve ikramını unutamaz.
*   *   *
ABDÜLLATİF Şener, bir ara namaz kılmak için izin ister, Oğuz Oyan, onu lavaboya götürür, abdest alıp çıktıktan sonra salondaki seccadeye buyur eder:
“Kıble doğrudur, seccadeyi ben serdim!”
Şener, bu namaz olayını kendi çevresinden kime anlattıysa inanmazlar:
“Oğuz Hoca’nın evinde seccade olacak da, kıbleyi gösterecek de!”
Onlar, Oğuz Oyan’ın, şimdi CHP İzmir Milletvekili olduğunu öğrenince herhalde daha da şaşıracaklardır.
Abdüllatif Şener bu olayı şöyle anlatır:
“Ben o evde büyükanne, büyükbaba görmedim. Yakını var mı bilmiyorum ama bildiğim bir şey var. Ben namaz kılacağım dediğim zaman hiç yadırgamamıştır. Saygılı davranmıştır. Vecibeleri yerine getirmem için lavaboyu göstermiş, bu da yetmiyor gibi eliyle seccadeyi sermiş ve salonda sakin bir köşe göstermiş, dahası kıbleyi araştırmayayım diye teyit etmiştir. Bunu, farklı düşüncelere, yaşama biçimlerine gösterilen bir saygı olarak algılıyorum. Bu özellikleri nedeniyle ben her zaman Oğuz Hoca’yı saygıyla anmışımdır.”
*   *   *
BU iki insandan bu ülkede milyonlarca var, onlar olduğu için birbirimizin boğazına sarılmıyoruz.
Sağduyu, sağduyu, sen ne büyüksün!    Milliyet, 18.08.2008
———————
(x) Abdüllatif Şener, Adımda Benimle Beraber Büyüdü. Yazan: Çiğdem Toker, Doğan Kitap

 

________________________________________________________________________________

 


AKP’den anılar…

ANILAR ne zaman yazılmalı? İnsanlar, anılarını yaşarken mi yazmalı, ya da yazıp bıraktığı anıları öldükten sonra mı açıklanmalı?
Biz birincisinden yanayız.
İyi, kötü, eksik, ziyade bir şeyler anlattık; Sefa Kaplan da yazdı, kısmet olursa eksikleri tamamlarız, yenileri de ekleriz.
Yaşarken anı yazmanın bir özelliği de, okuyan sorabiliyor: “Sen neredeydin, o günlerde ne yapıyordun?”
* * *
ERBAKAN Hoca’nın Maliye Bakanı, AKP’nin kurucularından Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in anılarından bir olayı geçenlerde yazmıştık. Doktora sorumlusu, sosyal demokrat Doç. Oğuz Oyan, doktora yapan Abdüllatif Şener de sağcı, ama bilimsel ve uygar kurallara uygun çalışılırsa sorun çıkmıyor.
* * *
YAZIMIZI okuyan birkaç okuyucu çok önemli bir konuya değindiler:
“Sivas katliamında, Madımak yangınında 37 insan yakılırken Abdüllatif Şener, Refah Partisi Sivas milletvekiliydi… Bu olayı nasıl değerlendiriyor?”
Doğru, bunu bizim sormamıza gerek yok, kitabı yazan değerli gazeteci Çiğdem Toker de sormuş:
“Bugün baktığınızda ne görüyorsunuz?” diye. (x)
* * *
ŞENER’in cevabı özetle şu:
“Sürekli aradığımız barış ortamına verilen büyük zararı görüyorum. Bu olay, ülkenin çok sayıda yetişmiş sanatçısının, aydınının, Türkiye’nin kültürel ortamından çekilmesine yol açtı. Türkiye Sivas açısından, bilim ve kültür dünyası açısından, toplumsal dayanışmayla bağlantılı çok önemli kan kaybına uğramıştır. Sivas olayları Türkiye tarihindeki önemli kırılma noktalarından biri olmuştur.”
Abdüllatif Şener, o tarihte olayların sanıklarını cezaevinde ziyaret etmiş midir?
Çiğdem Toker bunu da soruyor:
“O cezaevi ziyaretine iç huzuruyla mı gittiniz?”
Abdüllatif Şener cezaevine gitmiş; mahkûm olan, beş altı yıl yatıp şimdi cezasını dolduran Zaim Bayat’ı ziyaret için gitmiş. Zaim Bayat’ın olaylara karışmadığından emin; lakin, ertesi gün bir güvenlik görevlisiyle tartıştığı için içeriye alınmış, sonra yurtdışına gitmiş, mahkûm olacağını anlayınca “Ömür boyu dışarıda yaşayamam, ne ceza vereceklerse versinler” deyip dönmüş, cezasını çekip çıkmış…
Yani adli hata iddiası!
Şener de bu görüşte.
Bunun için ziyarete gitmiş…
* * *
ÇİĞDEM Toker’in bilgili ve ince sorularıyla hazırlanan kitap, yakın, hem de çok yakın tarihimizle ipuçları ve anılarla dolu…
Mesela AKP nasıl kuruldu, Tayyip Erdoğan nasıl Genel Başkan oldu?
Fazilet Partisi kapatıldıktan, sonra yeni parti kurmaya hazırlananlara nasıl tepki gösterdiler?
* * *
ÖRNEĞİN Cemil Çiçek…
Tayyip Erdoğan hükümetlerinin önce Adalet Bakanı, sonra da Devlet Bakanı ve hükümet sözcüsü…
AKP kurulmuş, Cemil Çiçek daha geçmemiş, bağımsız milletvekili…
Yeni partiye geçenlerle hep alay edermiş. Şener o günlerde Cemil Çiçek’i şöyle anlatıyor:
“Parti kapatılacak, hepiniz yasaklanacaksınız. Sizin geleceğiniz yok, yanlış yaptınız, parti böyle kurulmaz, diye o güzel esnek cümleleriyle parti grubunun moralini bozmaya çalışırdı. Çok konuşurdu, fıkralar anlatarak, tasvirler yaparak, Anadolu deyimleriyle…”
Çiğdem Toker araya giriyor:
“Hatırınızda kalan birini aktarsanız…”
“Onları burada anlatamam, çünkü çok müstehcen fıkralar anlatırdı.”
* * *
BİR de Erbakan’ın elini öpme hikâyesi…
AKP kurulmuş, Erbakan yasaklı, Abdüllatif Şener bir gün havaalanında Erbakan’ı görüyor, yolcu ederken “eski Başbakanı”nın elini öpüyor.
Bir gün üçü bir arada, Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Abdüllatif Şener… Başbakan ortaya bir laf atıyor:
“Ya Abdullah, görüyor musun, içimizde hâlâ Erbakan’ın elini öpenler var.”
Abdullah Gül, her zaman ki üslubuyla “Yok yahu, sahi mi?” diye hayret ifade eden sözler sarf eder.
Abdüllatif Şener lafı keser:
“Ben milletvekiliyken, Hoca’nın elini öpmedim, ama siz öpüyordunuz, eski Başbakanıma saygımdan dolayı elini öptüm. Siz niye tepki gösteriyorsunuz?”
* * *
KİM bilir, Abdüllatif Şener’in ileride, kurduğu partiden, AKP’den ayrılmaya götüren bin nedenin biri de budur.
İnsanları tanıdıkça… Milliyet, 08.09.2008
—————-
(x) Doğan Kitap


Yanıt

  1. Sayın Bakanımızın hayat hikayesi ,TÜRK TOPLUMUNDA çalışkan /azimli ,tutarlı ,displinli insanların gerek bilimde gerekse Türk milletinin en yüksek makamlarına gelebileçeklerinin iyi bir örneği olsa gerek,Türkiyede bu konuda benzer çalışmalara Emekli General SAYIN KEMAL YAMAK PAŞAMIZIN ve Sayın Erdal SARISEYBEK’İN kitaplarında rastlamaktayız.Bu çalışmaları öğrencilere kadar götürmemiz halinde ÖĞRENİLMİŞ ACİZLİĞİ bir çok alanda yeneceğimizi düşünmekteyiz.Bu çalışmaşlar belki BEYİN GÖÇÜNÜDE engeller belki.Sayın bakanın hayatı rütbeden/*payeden uzak bilim adamlarının aile hayatlarının ortaya koyması bakımından insana umut veriyor.Zorluklarla mücadelede bir başvuru kitabı.Türkiye toplumu kendi içine dönük konuşacağına fikri ne olursa olsun İNSANLARA AŞ ,İŞ ,GÜVELİK,SAĞLIK,EĞİTİM ,BİLGİ vesair alanlarda bir araya gelip çözüm üreteçek insanlara ihtiyaç duymakta.Bizden sonra gelenlerin YARINLARA EMİN BAKACAĞI TÜRKİYE ÖZLEMİYLE .Adım benimle büyüdü adlı eseri hazırlayanlara saygılarımızla .Kangal/SİVAS
    Necdet KARATEPE

  2. sayın bakanın hayatını herkes okumalıdır.Belki insanlar kendileri için örnek teşkil edecek ve yol gösterici olacak dersler alırlar.


Cevap bırak

Sizin cevabınız:

Kategoriler